İçeriğe geç

Diğer taraftan, hem mevlid okurken hem de daha geniş ve muhtevalı mevlid programları düzenlerken monotonluktan mutlaka kurtulmak lazım. Bugün, genel itibarıyla, mevlid merasimleri o kadar monotonlaşmıştır ki, avamdan kimseler bile onları dinlerken sırada neyin olduğunu, neden sonra ne geleceğini bilirler. Okuma üslûbu ve o birbirinden güzel makamlar bile monotonluğun, ülfetin kurbanı olmuştur. Meselâ; şimdilerde herkes farklı bir üslûbu esas alsa da, belli bir dönem itibarıyla mevlid okuma şekli kısaca şöyleydi: Tevhid bahri Saba makamıyla okunur; özellikle “Her ki diller bu duada buluna / Fatiha ihsan ede ben kuluna.” beyti mutlaka Hüseynî makamında icra edilirdi. Duadan sonra Hicaz makamına geçilir; Nur bahrinin sonunda Rast makamına başlanırdı. Sonra aynı makamda salât ü selâm getirilirdi. Vilâdet bahrine de bu makamla başlanır; peşinden Hüseynî perdesine geçilirdi. “Doğdu ol saatte ol sultan-ı dîn” derken Segahta karar kılınırdı ki, burada Segah makamının seçilmesinin sebebi, Salât-ı Ümmiyye okunacak olmasıydı. Sonra, tekrar Hüseynî makamında Merhaba bahrine girilir ve bu bölüm genellikle Hüzzam makamında bitirilirdi. Miraç ve Münâcât bahirleri Uşşak makamıyla okunup “Ümmetimden razı olsun ol muin” mısrası Hüseynî makamıyla bağlanırdı.

371