İçeriğe geç

der ve riyakarlıklara, yalanlara girerek Efendimize ait bazı günleri tes’îd etmeye kalkarsa, Allah’a karşı yalan söylemiş; Allah Resûlü’ne de saygısızlık yapmış olur. İnsan içinden gelmeyen şeyi söylememeli; mutlaka bir şey söyleyecekse, kalbinin sesine tercüman olmalı, hislerinde mâkes bulmuş şeyleri ifade etmeli. Şuurundan vize alamamış sözleri gün yüzüne çıkarmamalı; riyakârlık ifade eden sesleri sineye gömmeli ve asla kimseye duyurmamalı. Mevlid okuyan da, ilahi söyleyen de ve birkaç kelam ederek o günün ehemmiyetini dile getiren de mutlaka çok samimi olmalı. O güne ve o sözleri söylemeye önceden hazırlanmalı. Vaaz etmeye giden bir insanın, “Aman gözüme bir leke girmesin, kulağıma bir kir bulaşmasın, kafam dağılmasın; aman bir günahkâr olarak halkın karşısına gitmeyeyim!” diyerek, dikkat ve teyakkuz içinde camiye yürümesi gibi –ki vaaz u nasihatin mü’min kalblerde mâkes bulması adına bu çok önemlidir– mevlid programlarında vazife alan insanlar da samimiyet ve ihlâsa çok dikkat etmeli. Süslü püslü şeylerle değil, samimiyetle lebriz edilmiş bir gönülle, kalbin süs ve ziynetiyle halkın karşısına çıkmalı.

370