Cevap: Mevlid-i şerif kutlamalarının, Hazreti İsa’nın viladetinden dolayı yapıldığı söylenen kutlamalara bir reaksiyon olarak ortaya konmasından endişe ediyorum. “Sizin paskalya bayramınız, yılbaşınız varsa, bizim de Kutlu Doğum haftamız var!” şeklindeki bir bayağı yaklaşıma girilmesinden korkuyorum. Aynen öyle de, “Bazı insanlar zeytin dalı uzatıyorlar, biz de gül dağıtalım.” diyerek böyle bir işe kalkışılıyorsa, bunu da tasvip etmiyorum.
Aslında gül, İslâm dünyasında, bilhassa Anadolu insanları arasında Peygamber Efendimiz’e alem olagelmiştir. Edebiyatımızda gül, Sevgili’nin, İnsanlığın İftihar Tablosu’nun remzidir. Rivayet olunur ki, Miraç Gecesi, Allah Resûlü’nün (aleyhi ekmelüttehâyâ) mübarek terleri yeryüzüne düşmüş ve düştüğü yerde de kırmızı gül bitivermiştir. Halk arasında böyle bilinmiş ve inanılmıştır. Bu rivayetin aslı varsa, şahsen böyle bir şeyin olabileceğine inanırım; Efendimiz’in terinden değil gül bitmesi, ırmaklar bile fışkırabilir; ama aslı yoksa, o türlü şeylere bir keramet elbisesi giydirmemek lazım. Fakat, o rivayetin aslı olsa da olmasa da, Mevlid Kandili’nde Müslümanların gül hediye etmelerinin altında “Gül, Muhammed (sallallâhu aleyhi ve sellem) teridir.” anlayışı olduğunu zannediyorum. Şahsen, bu şekilde gül dağıtılmasına bütün bütün karşı değilim ama meseleyi “zeytin dalına karşı gül” şeklinde ele alarak bir reaksiyon hâline getirmeyi de uygun bulmuyorum.