İçeriğe geç

Peygamber Efendimiz’i övmek ve O’nun şefâatine nail olmak maksadıyla Resûl-i Ekrem hayattayken bile şiirler yazılmış, kasideler söylenmiştir. Meselâ Ka’b b. Züheyr, İnsanlığın İftihar Tablosu’nun huzurunda O’nu övmüş ve Allah Resûlü tarafından tebrik edilmiş, teşvik görmüştür. Hassan bin Sabit de şiirleriyle iltifata mazhar olmuştur. İmam Busîrî’nin Kaside-i Bür’e adlı aşk ve heyecan dolu şiiri de elden ele, dilden dile dolaşmıştır.

Daha sonraki dönemlerde de, Müslüman şairlerin hemen hepsi na’tlar yazmışlardır. Fuzulî, Nefî, Nailî, Nâbî, İshak Efendi ve Şeyh Galip na’t denince ilk akla gelen Peygamber aşıklarıdır. Ayrıca, Resûlullah’ın (aleyhi ekmelüttehâyâ) doğumunu ve hayatını medh ü senâ eden ve “Mevlid” adını taşıyan çok eser kaleme alınmıştır. Alvar İmamı’nın da bir mevlidi vardır; çocukluğumuzda biz hep onu okurduk. Bir bahisten diğerine geçerken de Silsile-i Şerif’inde yer alan ve “Allahım, lütuf ve inayet yağmurlarını bizim üzerimize de yağdır; sadece seçkin kullarını içeri aldığın dergahının kapısını bizim için de aç, bizi de haremine al.” mânâsına gelen “İlâhî ez-kerem ber-mâ kerem-kün / Kabûl-i bâb-ı dergâh-ı harem-kün” beytini tekrar ederdik.

367