Çünkü, bu dualardan biri kabul olursa, her birimiz nasiptar olur, kendi payımızı alırız. Biz aynı gayenin talipleriyiz, vahid-i sahih bir gönüllüler topluluğuyuz. Bir kere vahid-i sahih olunca, birimizin duası hepimiz hakkında geçerlidir. Öyleyse, dua ederken himmet âlî tutulmalı. Hatta, duada dost, kardeş, arkadaşla beraber mütehayyirler, sempati duyanlar ve iyi zamanın dostları da zikredilmeli. Ola ki, birimizin duası makbul olur da herkes o rahmetten istifade eder.
Bu bahsi de İhlâs Risalesi’nden bir bölümle şimdilik bitirelim: “Amelinizde rıza-yı ilâhî olmalı. Eğer O razı olsa, bütün dünya küsse ehemmiyeti yok. Eğer O kabul etse, bütün halk reddetse tesiri yok. O razı olduktan ve kabul ettikten sonra, isterse ve hikmeti iktiza ederse, sizler istemek talebinde olmadığınız halde, halklara da kabul ettirir, onları da razı eder. Onun için, bu hizmette, doğrudan doğruya, yalnız Cenâb-ı Hakk’ın rızasını esas maksat yapmak gerektir.”10
Dipnotlar
- 10 Bediüzzaman, Lem’alar s.200 (Yirmi Birinci Lem’a, Birinci Düstur).