İçeriğe geç

Evet, bugün, Müslümanlar olarak, bir taraftan çok ciddi bir husumet çemberi içindesiniz; diğer taraftan da, dostlardan beklenen vefayı göremiyorsunuz. Mürüvvetli olması gereken insanlardan içten vefa ve tam bir sadakat bekliyorsunuz ama bu beklentinizde hep inkisarlar yaşıyorsunuz. Sürekli, “Vefa umarken candan/Doldu gözüm hicrandan/Kaldım yaya dermandan…” diyor, hicranınızı içinize gömüyorsunuz. İşte, candan vefa umarken, dermandan yaya kalıyorsanız ve gözünüz de hicranla doluyorsa o zaman işiniz vahimdir. İçin vefasızlığı dışın husumetine inzimam edince başınıza gelecek şeyler var demektir.

Bundan dolayı, o kadar çok istiyorum ki, dine-imana, vatana-millete hizmet etmeye gönül vermiş arkadaşlara şöyle sesleneyim: Ne olur gelin, bu gayeyi, hayatta her şeyden üstün bileceğimize yemin edelim.. yemin edelim, Allah’ın rızasını her şeye tercih edeceğimize; yemin edelim dünyayı görmeyeceğimize; yemin edelim din için, millet için her zaman dimdik, granit gibi ayakta duracağımıza; yemin edelim bu yolda mala, cana takılmayacağımıza.. yemin edelim dünya tecessüm etse, bir fettan gibi karşımıza dikilse bile dönüp bakmayacağımıza; yemin edelim maddî-mânevî füyûzat hislerine bile iltifat etmeyeceğimize ve hatta bizi götürüp Cennet’e koysalar, “vazife var” deyip geri dönme arzu ve iştiyakıyla yaşayacağımıza. Gelin iltifat etmeyelim Kur’ân’ın لَهْوٌ وَلَعِبٌ dediği “oyun ve eğlence” türünden şeylere. “Ebedî ahiret diyarı ise, hayatın ta kendisidir.”2 ilâhî beyanını düşünelim, ona kilitlenelim ve onun ötesinde Rabbimiz’in rızasını nazar-ı itibara alalım.

181