İçeriğe geç

Hakk’ı anlatmak ve i’lâ-yı kelimetullah mülâhazası içinde yaşamak gibi bir mefkûre ve gâye-i hayal, insanın kendi benliğinden uzaklaşması ve bencilliğinden kurtulması için de çok önemlidir. Çünkü insan, bir dâvâyı ya da gâyeyi bütün varlığıyla sahiplenirse; hareket, tavır ve davranışlarını, hatta ağlama ve gülmelerini o gâye istikametinde değerlendirmeye çalışırsa, artık onun her şeyi dâvâsına mâtuf hâle gelir. Üstad diyor ya; “Gâye-i hayâl olmazsa veyahut nisyan veya tenâsi edilse, ezhan enelere dönüp etrafında gezerler.”4 Demek ki, benlikten tecerrüt etmenin, her şeyi bencilliğe bağlamaktan kurtulmanın yolu, O’na bağlanmak ve her şeyi O’nunla alâkalı bir hususa bağlamaktır. Evet, insan “Hüve”ye bağlanırsa, “ene” girdabından kurtulur. Sürekli “O” der ve O’nu gösterirse, “ben” deyip durma saygısızlığından ve her meselede nefsini öne sürme bencilliğinden âzâde olur. O zaman, “sıfır”a sıfırlık düştüğünü, “Sonsuz”un hakkının da sonsuzluk olduğunu anlar.

96