Evet, hayatını din esasına göre nakşetmeye çalışan müttakiler Allah’ın emirlerine karşı gelmekten çok sakınırlar; kendilerini hiçbir zaman tam emniyette hissetmezler. Şeytan onlara da kanca atar, günah okları fırlatır. Fakat onlar bunu bildiklerinden, şeytandan gelen bir tayfın etkisiyle muvakkaten bakışları bulansa da çok geçmeden basiretleri açılır ve gerçeği sezerler; Allah’a sığınmak gerektiğini hatırlar ve vartadan kurtulurlar. Siz o çizginin insanı olarak yaşamaya karar verince, “Bu benim gâye-i hayâlim olsun, kendimi dine adayayım. Rabbim beni hep böyle görsün. O beni mutlaka görüyor; ben de O’nu görüyor gibi davranayım. Madem, O çok meselede mukabele istiyor; meselâ, ‘Anın Beni, Ben de sizi anayım.”3 diyor. Madem, mukabele Zât-ı Ulûhiyetçe, âdât-ı ilâhiyece önemli bir şey; öyleyse ben de bir mukabelede bulunmalıyım.” deyip ihsan tavrı ortaya koyunca, O da ayağınızın tökezlediği yerlerde düşmenize meydan vermez.
Dipnotlar
- 3 Bakara sûresi, 2/152.