İçeriğe geç

Evet, sararıp dalından düşen yapraklar misali her gün birer birer dünyadan kopup giden insanları gördükçe yeis ve inkisara düşmemenin tek çaresi Allah’a mülâkî olacağımız bir güne inanmaktır. Sanki insanlar bir trende yol alıyorlar, belirli belirsiz bazı yerlerde insanları tutup pencerelerden dışarıya atıyorlar ve herkesin düştüğü yer onun mezarı oluyor. Böyle bir hayat treninde seyahat eden insanların hangisine ve ne zaman “çık çık” denileceği belli değil. Her gün birileri kopup gidiyor, sen de görüyorsun; senin trenden atılma anın ne zamandır ve mezar yerin neresidir, onu da bilmiyorsun. Hayat nimeti sana bir kereliğine verildi, hedefe de bir kere varacaksın ve oraya vardıktan sonra da artık geriye dönemeyeceksin. Öyleyse, idrak ettiğin zamanının ve bulunduğun yerin kıymetini bilmeli, âdeta iki veren, üç veren, yedi ya da yetmiş veren başaklar gibi olmalı ve hayatını azamî derecede değerlendirmeye bakmalısın. Dönüşü olmayan bu yolda eline geçen bütün fırsatları çok iyi değerlendirmeli ve sırtına alabildiğin kadar azık alarak ötelere gitmelisin. Bazılarının Sûzî’ye, bazılarının da Yunus Emre’ye isnat ettikleri şu sözler ne de hoştur:

“Demedim mi, demedim mi / Gönül sana söylemedim mi,
Gönül mürgi yuvasından / Uçar bir gün demedim mi?..”

İlâhî olarak da söylenen bu sözlerin güftesinde şu bölüm de var mı bilemiyorum:

“Canım derviş, gözüm derviş / Çalış maksuduna eriş.
Bu gafletle baş olmaz iş / Geçer fırsat demedim mi?..”

Evet, hayat iyi bir fırsattır. Gençlik iyi bir fırsattır. Meseleleri doğru anlama, mefkûreyi en önemli meşgale yapma ve Allah’ın verdiği imkânları bu uğurda iyi değerlendirme çok iyi birer fırsattır.

101