İçeriğe geç

Evet, işin aslı, hem enfüsün, hem de âfâkın okunması, insanın kendisini bilmesi demektir –ki bu, Allah’ı bilmenin bir yoludur– ve Einstein’in kehanetinde dediği gibi, çok buudluluğa açılmaktır. Çok buudluluğa açılabilenler, dar çerçevenin, bir başka tabirle suretlerinin dışına çıkar ve siretlerine göre mahiyet alırlar. Siret, insanın tavırları, davranışları, inançları, değerlendirmeleri, yorumları, bakışı ve tevilleridir. Bu durumda siretine göre bir resmi olur her insanın. Gözler basiretin emrine verilerek, buradan bakınca altı yedi buudlu derinlikleri, hatta öbür âlemi, Cennet’i ve Cehennem’i, arşın yanı başında İsrafil’in azametli heykelini görmek… Evet, insan, bilkuvve (potansiyel) istidadı ile –Allahu a’lem– görebilir bütün bunları.

Şuurlu Ayna

İnsan kâinatta şuurlu tek aynadır. Zât-ı Ulûhiyet’in bilinmesi, ancak insan gibi şuurlu bir ayna ile olur. İnsanlar içinde ekmel tecellîlere mazhar olan elbette Nebiler Serveri Hz. Muhammed’dir (sallallâhu aleyhi ve sellem).

“Ey İnsan, Kendini Oku!”

“Ey insan, kendini oku!” enfüsî tefekküre çağrıdır. İslâm âlimleri enfüsü iki ayrı çizgide ele alıyor: Birincisi, insanın ruhu, nefsi, vicdanı, kendi iç derinlikleri, hissi, şuuru, iradesi, latîfe-i Rabbaniyesi, bir başka tabirle “Ben”, yani egosunun etrafında şekillenen nefis; ikincisi de, anatomik ve fizyolojik yönüyle nefis. Alexis Carrel’in İnsan Bu Meçhul kitabında meseleye yaklaştığı gibi meseleye yaklaşacak olursak, bunların ikisine de enfüs denir.

174