Hac sûre-i celîlesindeki bir âyet-i kerimede ise sahabe-i kiram efendilerimize, mallarını, ırz, namus, şeref ve haysiyetlerini koruma adına maddî mücahede için izin verildiği ifade ediliyor. Evet, kin ve nefrete kilitli din düşmanlarının zulüm ve baskılarına karşı koyma ve artık bundan sonra böyle bir şeyin yapılamayacağını gösterme adına şöyle buyruluyor: أُذِنَ لِلَّذِينَ يُقَاتَلُونَ بِأَنَّهُمْ ظُلِمُوا وَإِنَّ اللّٰهَ عَلٰى نَصْرِهِمْ لَقَدِيرٌ“Kendilerine savaş açılan mü’minlere, savaşmaları için izin verildi. Çünküonlar zulme maruz kaldılar. Allah onlara zafer vermeye elbette kadirdir.”7 Arkasından da Cenâb-ı Hak: اَلَّذِينَإِنْ مَكَّنَّاهُمْ فِي الْأَرْضِ8 buyurmak suretiyle onlara yeryüzünde mükne verdiğini ifade ediyor. Yani onları, devletlerarası muvazenede bir muvazene unsuru hâline getireceğini ve onlara temkin ihsan edeceğini beyan buyuruyor. Sahabe efendilerimiz, o güzergâhtan geçecek, Mekke çilesini çekecek, Medine’ye gelip orada sitelerini kuracak ve böylece “Muvazenede biz de varız, bizim dediğimiz de var!” diyeceklerdir. Cenâb-ı Hak bu yolda onlara imkân vereceğini, temkin ihsan edeceğini ifade buyuruyor. Misal olarak zikrettiğimiz bu hususlar, sofîlerin anlamış olduğu temkinden farklıdır ve daha çok da soruda ifade edildiği gibi, temkinin içtimaî hayat ve hakka hizmet sahasına bakan yönüyle irtibatlıdır.
Dipnotlar
- 7 Hac sûresi, 22/39.
- 8 “O mü’minler ki, eğer kendilerine yeryüzünde hakimiyet bahşedersek” (Hac sûresi, 22/41)