İçeriğe geç

Küllî Bereket ve Sahabe Kıvamı

Bugün adanmış ruhlar milletimiz ve topyekün insanlığa karşı azim, cesim, âlemşümul böyle bir vazifeyi derpiş etmiş görünüyorlar. Bunu hafife almamak gerekir. Evet, sahabeye düşen o büyük nasip, bugün itibarıyla bir emanet olarak günümüzün adanmış gönüllerine düşmüş. Ancak bu meselenin insanlık için bir mânâ ifade etmesi, kalıcı ve uzun soluklu olması onların sahabe kıvamında hayatlarını sürdürmesine bağlıdır. Evet, sahabe kıvamı, ciddiyeti ve samimiyeti bir ömür boyu muhafaza edilmelidir. İşte adanmış ruhlar, kendilerine terettüp eden vazifelerin hepsine böyle bir şuurla sahip çıkmalı, şuurunu koruma mevzuunda ihsan mülâhazasıyla hareket etmeli, durması gerekli olan yerde durmalı ve aynı zamanda durduğu yeri sürekli sık sık gözden geçirmeli; geçirmeli ve durumuna göre “Ben burada değil, beş adım daha ileride olmalıydım. Hatta beş değil on adım daha ileride durmam gerekirdi ama neylersin ki ben bu işin hakkını veremiyorum.” diyerek hep daha iyinin peşinde koşmalıdır. Eğer biz bunu yapabilirsek, Cenâb-ı Hak da küllî bereketler ihsan eder ve bizim bu türlü tavır ve davranışlarımız, münbit toprağını bulmuş, hava ile buluşmuş, su ile zifafa girmiş ve güneş ile temasa geçmiş tohumlar gibi başağa yürür; yürür de bakarsınız o tohumlar Kur’ân’ın ifadesiyle yedi, yedi yüz veren… başaklar hâline geliverir. Rabbim, dine hizmet sahasında hepimize, böyle küllî yümün ve bereketler lütfeylesin!

42