Aynı şekilde, eğri gören, yamuk bakan insanlara görme sistemini öğretmek de milletimizin bizim üzerimizdeki hakları cümlesindendir. Allah Resûlü (aleyhissalâtü vesselâm): مَنْ رَأَى مِنْكُمْ مُنْكَرًا فَلْيُغَيِّرْهُ بِيَدِهِ، فَإِنْ لَمْيَسْتَطِعْ فَبِلِسَانِهِ،فَإِنْ لَمْ يَسْتَطِعْفَبِقَلْبِهِ وَذَالِكَ أَضْعَفُ الْإِيمَانِ“Sizden kim birmünker görürse, onu eliyle değiştirsin. Ona gücü yetmezse, diliyle değiştirsin. Buna da gücü yetmezse, kalbiyle ona tavır alsın. Bu sonuncusuimanın en zayıf mertebesidir.”9 buyurmuyor mu? Yani gücün yetiyorsa karşındaki insanın gidip balıklamasına münkerata dalmasına meydan vermeyecek, bunun yerine mârufatın içine dalmasına vesile olmaya bakacaksın. Onun elinden tutacak, getirecek ve ona mihrabını ve kıblesini göstereceksin. Bunu elinle yapabiliyorsan yapacaksın. Eğer elinle yapma imkânın yoksa, yumuşak bir dille irşad etme yoluna gireceksin. Şayet onu da yapamıyorsan, daha başka vesileleri değerlendireceksin. Duruma göre kalbî alâkanı keserek, belli bir tavır alarak, “Senin gibi aklı başında bir adamdan böyle bir şey beklemiyordum!” diyerek bu vazifeni yerine getirmeye çalışacaksın. Buğz ederek, göz ağartarak, yüz işmizazında bulunarak, “ulan melun!” gibi hakaretler yağdırarak değil; mümince şefkat tavrını ortaya koyarak, kalbine hitap ederek, onun insanî yanlarının öne çıktığı bir dönemi kollayarak vs. ona, doğru yolu göstermeye çalışacaksın. Gerekirse oturup bir bardak çay içirecek ve onun yumuşamasını, kendini salmasını sağlayacaksın. İğne vurulurken bile ucu sivri olan iğnenin kolay girmesi için hastaya kendisini sıkmaması söylenir. Dolayısıyla yumuşak söz ve davranış, içten bir tebessüm muhatabın sertlik ve huşunetten kurtulmasını temin edebilir. Sonra da sen böyle yumuşak bir atmosfer içinde muhatabının içine bir ışık, bir nur ve bir ziya gibi akıverir; gönlüne oturup onu güzellik ve iyiliklere yönlendirebilirsin. İşte bunlar da kalben yapılacak davranışlar zümresindendir.
Dipnotlar
- 9 Müslim, îmân 78; Tirmizî, fiten 11; Ebû Dâvûd, salât 239.