İçeriğe geç

İstidraç, cereyan ve zuhur keyfiyeti açısından keramet gibi harikulâde bir hâldir. Fakat o, bir mazhariyet değil; büyük bir âfet ve musibettir. Evet, istidraç, insanın liyakati olmadığı hâlde nimetler altında ezilmesi ve böylece tedricen müstehak olduğu cezaya çarptırılması demektir. Kur’ân-ı Kerim’de bu durum şu ifadelerle dile getirilir: وَالَّذِينَ كَذَّبُوا بِاٰيَاتِنَا سَنَسْتَدْرِجُهُمْ مِنْ حَيْثُ لَا يَعْلَمُونَ“Âyetlerimizi yalan sayanları, farkına varmayacakları şekilde yavaşyavaş helâke yaklaştırırız.”5 Günümüzde de bu tür durumların emsalini görebilirsiniz. Bu açıdan yüce pâyelerden bahsetmek, işi fevkalâdeliklere bağlı götürmek her zaman çok tehlikelidir.

“Nefis Cümleden Edna,

Vazife Cümleden Âlâ.”

139