Burada daha nice baş döndüren, hayranlık uyandıran, göz kamaştıran misaller verilebilir. Ancak koca bir mücellet isteyen bu hususu ben ilgili yerlere havale edip asıl konumuza dönmek istiyorum. Hazreti Ruh-u Seyyidi’l-Enâm’ın (aleyhi elfü elfi salâtin ve selâm) insanlar arasında bu derece bir emniyet ve güven tesis buyurması ve aynı zamanda o emniyetin devam ve temadisini temin etmesinde, elbette ki bu eşsiz şefkat ve re’fetinin tesiri büyüktü. Fakat bu mesele, sadece bu iki sıfatla izah edilemez. Zira O, ahlak-ı âlîye ve hamîdenin bütününe, hem de en yüce ve en yüksek seviyede sahip bulunuyordu. Evet, O, huluk-u ilâhî ile mütehallikti; bütün ahlak-ı hasenenin cami bir mirat-ı mücellasıydı. Onun için halk dilinde olan ve şiirimize de giren bir sözde: “Mir’ât-ı Muhammed’den Allah görünür daim.” demişlerdir. Yani Hazreti Ruh-u Seyyidi’l-Enâm’a bakıldığında, O; “Allah var” dedirtecek kadar ciddi bir simaya, çok temiz bir karaktere ve çok inandırıcı bir ruha sahipti.6
Bundan dolayı, Peygamber Efendimiz’e (sallallâhu aleyhi ve sellem) gösterilen teveccühü sadece O’nun raûfiyet ve rahimiyetine bağlamak eksik bir değerlendirme olur. Bu iki sıfat-ı âlîye, insanların İslâm’a yönelmelerinde önemli bir faktör olmakla beraber, O’nun, peygamberlere mahsus sıfatlar olan sıdk, emanet, tebliğ, ismet ve fetanet sıfatlarına sahip olmasının da bu kadar kısa bir zaman içerisinde, bu kadar çok insanın ruhuna girme, gönülleri fethetme ve problem olabilecek şahısları zapturapt altına almada çok önemli bir tesiri vardır.
Şefkat Burcunda Fetanet Ufku
Dipnotlar
- 6 Bkz.: Tirmizî, kıyâmet 42; İbn Mâce, ikâmet 174; Dârimî, salât 156