İçeriğe geç

Evet, fukaha-i kiramdan bazılarınca eşine, çocuklarına haram yedirecek bir insanın evlenmeyerek mücerret kalması evla görülmüştür. Zannediyorum ulema-i kiramdan uzzab da bu mülâhazaya bağlı olarak hayatlarını münferit geçirmişlerdir. Ancak bunlar az yemiş, az içmiş, hayrete varmış, kendilerinden fâni olmuş, Allah’ı bulmuş, O’nun izni ve inayetiyle, günahlara hiç girmeden hayatlarını hep bu çizgide sürdürmüşlerdir. Ancak sokakların levsiyat akıttığı, ahlaksızlığın gemi azıya aldığı, insanın gözüne-kulağına, diline-dudağına hâkim olabilmesinin çok zor olduğu günümüz şartlarında, çoluk çocuğuna şüpheli şeyler yedirme ihtimali var diye, bir insanın evlenmemesinin daha uygun olacağını söyleyemeyiz. Zira böyle bir durum, –hafizanallah– insanları daha büyük bir vartaya atmak, onları cismaniyet ve nefisleriyle baş başa bırakıp daha büyük bir felakete sürüklemek demektir. Evet, ben böyle bir dönemde, biraz önce dikkat çektiğimiz, bazı fukahanın ifade ettiği disipline bağlı olarak mücerret kalmayı tehlikeli buluyorum. Hatta Ömer b. Abdülaziz Hazretleri’nin yaptığı uygulamayı göz önünde bulundurarak, meseleyi daha da ileri götürüp diyorum ki, gençlerimiz, bedenî ve cismanî hayata uyandıkları dönemde, harama adım atmalarına fırsat vermeden hemen ellerinden tutulmalı ve kendilerine, evlilik hususunda yapılabilecek her türlü yardım yapılmalıdır. Bildiğiniz gibi kaynaklarda Ömer b. Abdülaziz Hazretleri’nin gençleri evlendirme mevzuunda şöyle bir uygulamasından bahsedilir: Devlet yetkilileri halife Ömer b. Abdülaziz Hazretleri’ne gelip bütçede fazlalık olduğunu, devlet kasasında çok fazla para bulunduğunu haber verirler. O, önce, ne kadar fakir fukara varsa, onlara o paranın dağıtılması emrini verir. Bütün fakir fukaraya para dağıtılır, öyle ki zekât verilebilecek ölçüde fakir kimse kalmaz; ancak yine de hazine dolup taşmaktadır. Bunun akabinde, Ömer b. Abdülaziz Hazretleri, mevcut imkânların, on beş yaşına giren gençlerin evlendirilmelerine yardımcı olunması için kullanılmasını emreder.

295