İçeriğe geç

Tabiî helâl rızık talebi peşinde bulunuyorken, insanın yaşadığı her sıkıntı, meşakkat ve hüzün bu çerçevede olmayabilir. Çünkü her ibadetin bir dış rükün ve şartları; bir de hudû ve huşû gibi iç zenginlik ve iç derinliğine ait hususiyetleri vardır. Zahire göre hükmetme mecburiyetinde olan bizler, zahirî şart ve rükünleri yerine getirilen bütün ibadetlerin sahih olduğuna itimat eder; onların iç derinlik ve keyfiyetiyle alâkalı herhangi bir değerlendirmede bulunmayız. Meselâ namaz kılan bir insanı gördüğümüzde, zahiren kıldığı namaza göre hüküm veririz. Yoksa bu şahıs, ‘namazını içten, samimi bir kulluk edasıyla kıldı mı; kıyamdayken tam bir kemerbeste-i ubûdiyet içinde hakikaten kimin karşısında olduğunu hissetti mi, rükûda Allah karşısında bir asa gibi iki büklüm olduğunu duydu mu, secdesinde Allah’a en yakın olduğu hâlin bu hâl olduğu şuuruyla hareket etti mi?’ ve benzeri hususların değerlendirilmesi bizi alâkadar etmez. Zira biz, نَحْنُ نَحْكُمُ بِالظَّاهِرِ7 kaidesi gereğince insanların zahire yansıyan davranışlarına bakar, ötesine karışmayız/karışamayız.

Helâl Rızık ve Aile Fertleri

291