Bu tür fantezilere yelken açan kimseler kendi değerlerimizin yetmezliği düşüncesiyle hareket ediyor olabilirler. Hâlbuki bu, büyük bir tarihî yanılgıdır. Çünkü sahip olduğumuz değerlerin semavî ve ilâhî olduğuna inanan bir insanın, onlardaki enginlik ve zenginliği de peşinen kabul etmesi gerekir. Diğer yandan bizim değerlerimizin zamanın gereklerine uygun olarak o kadar çok açılım noktası vardır ki, darlık ve yetmezlikten söz edilemez. Günün ihtiyaçlarına cevap vermede kapalı gibi duran bir kısım meseleler ise Kitap ve Sünnet’in sınırlı nasslarından sınırsız meselelere uzanmanın farklı bir unvanı sayılan içtihat sayesinde her zaman çözüm ve vüzuha kavuşturulacak durumdadır. Yeter ki dinamik ve aşkın hususiyete sahip bulunan o semavî kaynağa tam bir iman ve itimatla müracaat gerçekleştirilebilsin. Evet, bu mevzuda sabit değerlerimiz olarak ifade edebileceğimiz muhkemâta ait meselelerde kat’iyen bir eksiklik söz konusu değildir. Bu konuda fantezi ve lükslere girme, değerlerimizin kıymet-i harbiyelerini bilmeme, onların enginlik ve ifade ettikleri mânâları takdir edememeden başka bir şey değildir.
Değişim fantezisinin bir diğer sebebi olarak orijinallik peşinde koşma gösterilebilir. Çünkü bazı insanların, çocukluklarından itibaren duyageldikleri meseleler hakkında ülfet ve ünsiyete yenik düşmeleri, onların içinde farklı bir şey söyleme, farklı bir şey söylemek suretiyle kendilerini ifade etme arzu ve hevesini tetiklemiş olabilir. Zannediyorum tenasüh gibi haşir akidemizle telifi imkânsız mevzuların bizim dünyamızda dillendirilmeleri işte bu tür bir fantastik düşünceden kaynaklanmıştır. Yoksa haşr u neşrin ne olduğunu bilen, bu konuda i’mal-i fikirde bulunan inanmış bir insanın böyle bir düşünce inhirafı yaşaması mümkün değildir.