İçeriğe geç

ifadelerini kullanmıştır. Ancak bütün bu karanlık ve kasvetli ortama rağmen Aleyhissalâtü Vesselâm Efendimiz kayserleri, kisraları yere sermiş ve bir hamlede içinde bulunduğu o durumdan insanlığı kurtarmıştır. İnsanlık tarihinde bu durum o kadar çok tekerrür etmiştir ki, ümitsizliğe düşmeye mahal yoktur. Bundan dolayı mü’min bir kuyuya düştüğünde, artık buradan çıkmam mümkün değil diyerek ümitsizliğe düşmez/düşmemelidir. Çünkü o, her şeye gücü yeten sonsuz kudret sahibi bir Zât’a dayanmaktadır. Meselâ ilâhî bir inayet neticesinde, oradan geçen bir kervan düşmüş olduğun o kuyuya kovasını salıp senin oradan çıkıp kurtulmana vesile olabilir. Böyle bir imkân olmasa bile, inanmış bir insan olarak sen yeise kapılmamalı, tırnaklarınla o duvarlara tırmanıp oradan çıkmanın bir yolunu bulmalısın. Nitekim beşer Allah’ın inayetiyle elli, belki yüz defa düştüğü o kuyudan çıkmış; çıkmış ve o çukurları zirve hâline getirmiştir. Yine merhum Âkif’in ifadesiyle;

Ye’s öyle bir bataklıktır ki düşersen boğulursun

Azmine sarıl sımsıkı bak ne olursun Yaşayanlar hep ümitle yaşar Me’yus olan ruhunu, vicdanını bağlar.

Âkif’in bu ifadelerine karşılık Hazreti Pîr de, “Yeis mâni-i herkemaldir.”4 demiştir. Eğer kemal peşinde, bir olgunluk arayışı içindeyseniz ilk yapmanız gereken yeisi gömmek olmalıdır. Çünkü yeis ve reca âdeta bir tahterevalli gibidir ki, ancak yeisi gömmekle recayı olması gereken yere çıkarabilirsiniz.

Islah Süreci ve Sabır

14