Bu sebeple diyoruz ki, eğer iki-üç asırdan beri belli duygu, düşünce, anlayış, felsefe, dünya görüşü ve belki şekil ve şemailimiz açısından ciddi bir deformasyona maruz kalmışsak, bunun birdenbire düzeltilmesi çok zordur. Esasında teşriî emirlerin çehresinde okuduğumuz bu hakikati tekvinî emirlerin simasında da görüp okuyabiliriz. Meselâ tırtıldan kelebeğin çıkması gibi, belli metamorfozlar yaşayarak varlık sahnesinde yerini alan hayvanatta dahi o süreç bir hamlede olmuyor. Bundan dolayı siz değişim teklifinde bulunduğunuz muhatabınızın sırtına üç-dört mutasyonu birden yüklerseniz, o insanı öldürmüş olursunuz. O zaman yapılması gereken düzeltmek istediğiniz hususları rehabilite ede ede sevdirmek, sevdirip benimsetmektir. Sahabe toplumu bu şekilde meydana gelmiştir. Vahiyle aydınlanmadan evvel o toplum içinde ümmî ve bedevî insanlar vardı. Onlardan bazıları başlangıç itibarıyla kapıdan içeri girip “Abdülmuttalib’in torunu Muhammed burada mı?” diye hitap edebiliyorlardı. Fakat bir gün geldi, aynı insanlar Allah’ın indirdiği vahyi sindirmiş birer mü’min olarak akılları talim, nefisleri tezkiye, kalbleri tasfiye eden medeniyet muallimleri hâline geldiler. O hâlde bize de bu yolda kararlı, azimli ve sabırlı olmak düşer.
Günümüz insanını değişim ve başkalaşma gibi fantezilere sürükleyen saikler nelerdir?