Peygamberlerin sadakati onların nübüvvetine en büyük bir delildir. Tıpkı bunun gibi, hizmet-i imaniye ve Kur’âniye yolunda olanların sadakatleri de onların davaları adına en büyük kredidir. İnsan söylediği şeyleri yaşamalı ki sözleri muhataplarına tesir etsin. Kur’ân, يَآ اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا لِمَ تَقُولُونَ مَا لَا تَفْعَلُونَ كَـبُرَ مَقْتاً عِنْدَ اللّٰهِ اَنْ تَقُولُوا مَا لَا تَفْعَلُونَ “Ey iman edenler! Niçin yapmadığınız şeyleri söylüyorsunuz. Yapmayacağınız şeyleri söylemek, Allah nezdinde en çirkin kabul edilen şeylerdendir.”8 beyanıyla, sözleriyle fiilleri birbirini tekzip eden insanları azarlar. Esasen günümüzde vaiz ve nasihlerin sözlerinin tesir etmemesinin arkasında yatan önemli faktörlerden biri de budur.
Mü’minler, hâl ve hareketleriyle, oturuş ve kalkışlarıyla, jest ve mimikleriyle içlerinin sesini soluklamalı ve her zaman doğruluğun temsilcisi olmalıdır. Doğruluk, insanlar nazarında önemli bir kredi olduğu gibi Allah katında da çok önemli bir referanstır. Doğruluğun temsilcilerinin mazhar olacağı lütuflar ve nimetler ise bizim idraklerimizi aşacak kadar büyüktür.
3 Tirmizî, tefsîru sûre (7) 3; Ebû Ya’lâ, el-Müsned 11/263-264, 12/8-9; İbn Hibbân, es-Sahîh 14/41.
4 Bkz.: et-Taberânî, el-Mu’cemü’s-sağîr 2/52; Beyhakî, es-Sünenü’l-küâ 10/60.
5 Bakara sûresi, 2/286.
6 Bediüzzaman, Mektubat s.66 (On Altıncı Mektup, Üçüncü Nokta).
7 Bediüzzaman, Sözler s.774 (Lemeât).
8 Saf sûresi, 61/2-3.