İçeriğe geç

Mü’min; Kur’ân okuma, kâmet getirme, namaz kıldırma gibi işlediği bütün amellerin, içinin sesi olmasına dikkat etmelidir. Allah için yaptığı işlerde kendisini mülâhazaya almamalı, neticeleri kendine bağlamamalı, kendini ifade etmeye çalışmamalıdır. Aksi takdirde zımnî bir yalanın içinde bulunuyor demektir. Keza gerçekte ince, kibar ve centilmen olmayan birinin böyle görünmeye çalışması, yani centilmenlik taslaması veya içinden gelmediği hâlde gözyaşı dökmesi de ayrı birer samimiyetsizlik örneğidir ki bunların hepsinin üstü örtülü birer yalan olduğuna şüphe yoktur. Bilindiği üzere bu konuda zirveyi tutanlar, münafıklardır. Zira onlar, söz ve davranışlarıyla içlerindeki mülâhazaların zıddını izhar ederler. İç-dış farklılaşması yaşayan herkese münafık denilmesi doğru olmasa da şüphesiz bunlar nifaktan bir parça taşır. Bu sebepledir ki İmam Gazzâlî, “Ağlayan da kaybeder, ağlamayan da!” der. Allah Resûlü (sallallâhu aleyhi ve sellem) tıpkı şeytandan ve Cehennem’den Allah’a sığındığı gibi ağlamayan gözden de Allah’a sığınmıştır. Dolayısıyla ağlamayan göz, kaybetme yolunda demektir. Öte yandan, ağlayan bir insanın gözyaşları, –iç heyecanlarının, ihsas ve ihtisaslarının değil– riya ve süm’anın ifadesiyse o insan da kaybedebilir. Normal şartlarda Cehennem’in alevlerini söndürecek güçte bir iksir olan gözyaşları, insanların görüş ve takdirine bağlandığı andan itibaren bütün tesirini kaybeder. Bırakın Cehennem’in alevlerini, oradaki bir kıvılcımı bile söndüremez.

7