Yapılan yanlışlardan biri de işlenen hatalara mazeret uydurmaktır. Hepimiz farklı zamanlarda bir kısım yanlışlar yapabiliriz. Zira Allah Resûlü’nün (sallallâhu aleyhi ve sellem) tabiriyle, insanoğlu çok hata işleyebilecek bir fıtratta yaratılmıştır. Hata işleme, potansiyel olarak insanın genlerinde vardır. Aksi takdirde, “Âdem hata etti, evlatları da hata etti. Âdem unuttu, evlatları da unuttu.”3 hadisini izah edemezsiniz. İnsan eğer elinde olmadan hataya düşüyorsa bunlar günah olarak yazılmayabilir. Zira Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem), unutan, uyuyan ve mecbur bırakılan kimselerden kalemin kaldırıldığını ifade etmiştir.4 Fakat رَبَّـنَا لَا تُـؤٰاخِذْنَٓا اِنْ نَس۪ينَٓا اَوْ اَخْطَاْنَاۚ“Ey Rabbimiz! Unutur ya da hata edersek bizi muaheze etme!”5 âyet-i kerimesi, mü’minleri yapmış oldukları hatalar karşısında dahi istiğfara çağırmakla bu konuda temkinli olunması gerektiğini hatırlatır. Kasıtlı olmayan sürçme ve düşmelerimiz karşısında bile istiğfar etmemiz isteniyorsa, irade, şuur ve kararlılık içerisinde işlediğimiz günahlardan haydi haydi tevbe ve istiğfarla arınmaya çalışmamız gerekir.