İçeriğe geç

Tarih boyunca hak dostlarına bakıldığında onların muhasebe endeksli olarak kendilerini yerden yere vurdukları ve kendilerine bir kıymet-i harbiye vermedikleri görülür. Asıl büyüklük buradadır. Benlik iddiasında bulunan insanlarda bir değer aramak boşunadır. Enaniyet sahibi ve bencil insanlar sürekli kendilerini ifade etme ve farklılık ortaya koyma lüzumu duydukları için bir türlü fantezilerden sıyrılamazlar. Onlar herkesin söylediği, herkesin inandığı fikirleri konuşmaktan hoşlanmaz; orijinal ve farklı görünebilmek için sürekli marjinal fikirlerin arkasından koşarlar. Dikkatleri üzerlerine çekebilme ve başkalarında hayranlık uyandırabilme adına sıra dışı mütalaalar ortaya koymaya çalışırlar. Arzu ettikleri beğeni ve takdiri toplayamadıklarında çıtayı daha da yükseltirler. Hatta kendilerini pazarlama noktasında doğruların yetersiz kaldığı yerde yalan ifadeler kullanmaktan da kaçınmazlar. Kendilerine, kendi düşüncelerine, edalarına, endamlarına meftun (vurgun) bu tür narsist ruhlar, başkalarını da onların yaptıkları şeyleri de beğenmezler. Bunların bir şeyle tatmin olmaları da zordur. Sürekli zikzak çizer, ordan oraya savrulur da ömürleri boyunca bir baltaya sap olamazlar.

Oysaki insanoğlunun varlığı bir damla suyla başlamıştır. Allah, onu yokluktan varlığa çıkarmıştır. Çoğumuz, dönüp sergüzeşt-i hayatımıza (hayat serüvenimize) baktığımızda ve yaptığımız hataları düşündüğümüzde, aslında yüzümüze bakılacak hâlimizin olmadığını görürüz. Allah bizi kul yaratmıştır. Bu sebeple insanın asıl büyüklüğü de Allah’a kulluğundadır. Ona düşen vazife, Allah’ın kendisini insan yaratmasıyla iktifa etmesi ve en büyük izzet ve şerefi O’na kullukta aramasıdır. İnsan, Allah’ın cebr-i lütfi48 olarak kendisine ihsan ettiği maddî-manevî bütün mevhibelere şükürle mukabelede bulunmalı ve bunları ubudiyetle inkişaf ettirmeye çalışmalıdır.

Tevazu Kahramanları

91