Burada şunu da ifade etmek gerekir ki, herhangi bir topluluk veya hareketin içerisinde yer almayan, onların atmosferini solumayan, onlarla aynı duygu ve düşünceleri paylaşmayan insanların yapacakları değerlendirmeler her zaman bir yönüyle eksik kalacaktır. Buna rağmen içeriden yapılan değerlendirmelere yeterince önem verilmediği de bir gerçektir. Maalesef kendi içimizde yetişen insanların hiç büyümeyeceklerini vehmediyor, büyüdüklerini fark edemiyoruz. Kendi içimizde bir İmam Gazzâlî, bir İmam Rabbânî de yetişse ona hâlâ “dünün çocuğu” gözüyle bakıyoruz. Ne kadar mualla olurlarsa olsunlar, ülfet ve ünsiyetten dolayı onları hep küçük ver basit görüyoruz. Dışarıdan tanıdığımız insanları ise koyacak yer bulamıyor, farklı farklı takdir ve hürmet ifadeleriyle el üstünde tutuyoruz.
Gerçi içeridekiler de, içeride olmanın verdiği ruh haletiyle, dışarıyla doğru karşılaştırma yapamayabilirler. Tıpkı denizdeki balıkların suyu fark edemedikleri gibi. Veya kendini zulmetsiz ziya içinde (karanlık olmadan sürekli ışık içinde) bulan insanın, ziyanın çerçevesini bilememesi, kıymet ve değerini takdir edememesi gibi. Kendilerini belli bir akıntı içinde bulan, başka akıntıları görmemiş insanlar, onun farklılığını duyamayabilir, derinliğini ölçemeyebilir, vadettiği şeyleri yeterince anlayamayabilirler. Buna karşılık dışarıdakiler, gördükleri yeni bir şeyin kaynağını, mahiyetini, dinamiklerini merak edip araştırırlar. Bu da onların avantajıdır.
Buraya kadar yapılan izahlardan, Hizmet hareketi üzerinde çalışma yapılmasına veya onun başka akım, hareket ve felsefelerle karşılaştırılmasına dair olumsuz bir tavrımızın olduğu gibi bir mânâ çıkarılmamalıdır. Biz, sadece bu tür çalışmaların ortaya koyacakları değerlendirmelerin sıhhat ve objektifliğinin önünde ne tür zorluklar ve engeller bulunduğuna dikkat çekmeye çalıştık. Yoksa bu Hareket’le farklı şahıs, organizasyon ve ideolojiler arasında pek çok irtibat kurulabilir, farklı tahlil ve izahlar getirilebilir.