İçeriğe geç

Meydana gelen bir kısım başarıların, ortaya çıkan bazı güzelliklerin, bir içtihat hatası olarak belirli şahıs veya gruplara nispet edilmesi, cemaat enaniyetini ve aidiyet mülâhazasını daha da güçlendirir. İnsanların mübalağaya açık bir yanları vardır. Bu sebeple takdir ve övgülerinde aşırıya kaçabilirler. Belirli şahıs veya gruplardan bahsederken meseleyi abartarak anlatabilirler. Fevkalâde makamlar ve payeler verebilirler.

Bir yere kadar onların bu tür tavır ve davranışları bir içtihat hatası olarak değerlendirilebilir ve mazur görülebilir. Fakat bütün bunlar bizi müstakim düşünceden uzaklaştırmamalı, bizim meseleleri doğru bir yörüngede değerlendirmemize mani olmamalıdır. Şayet biz de başkalarının bu tür takdir ve alkışlarına bakarak meseleleri belirli nispetlere ve mensubiyetlere bağlarsak, vifak ve ittifakı zedelemiş, insanları kendimizden uzaklaştırmış oluruz. Hak ve hakikati ifade etmeye çalışırken, onu tek bir yörüngeye bağlamış oluruz. Hiç farkına varmadan bütün hizmet alanları bize aitmiş gibi hareket ederiz.

Toplumsal Barışı Sağlama Adına

Oysaki özellikle günümüz dünyasında, iman ve Kur’ân hizmetlerini asıl değerli kılacak ve büyütecek olan husus, bunların toplumun diğer kesimleriyle vifak ve ittifak içinde yürütülmesidir. Bunu koruyabilme adına yapılması gereken her şey yapılmalı, alınması gereken bütün tedbirler alınmalıdır. Mesela Hz. Pîr’in dediği gibi, şayet “hasende-güzelde” anlaşabiliyor, “ahsende-daha güzelde” ihtilafa düşüyorsak, hasenle iktifa etmesini bilmeliyiz.76 Tıpkı çok yüksek bir basiret insanı olan Efendimiz’in torunu Hz. Hasan’ın yaptığı gibi.

119