İçeriğe geç

Hâlbuki Kur’ân’a bakılacak olursa, çok sayıda âyet-i kerimede anne-baba hakkı ve akrabalık bağları üzerinde hassasiyetle durulduğu görülür. Mesela, وَاعْبُدُوا اللّٰهَ وَلاَ تُشْرِكُوا بِهِ شَيْئًا وَبِالْوَالِدَيْنِ إِحْسَانًا وَبِذِي الْقُرْبَى وَالْيَتَامَى وَالْمَسَاكِينِ وَالْجَارِ ذِي الْقُرْبَى وَالْجَارِ الْجُنُبِ وَالصَّاحِبِ بِالْجَنْبِ وَابْنِ السَّبِيلِ وَمَا مَلَكَتْ أَيْمَانُكُمْ إِنَّ اللّٰهَ لاَ يُحِبُّ مَنْ كَانَ مُخْتَالاً فَخُورًا “Yalnız Allah’a ibadet edin ve O’na hiçbir şeyi ortak koşmayın. Anne-babaya, akrabalara, yetimlere, fakirlere, yakın komşulara, uzak komşulara, yol arkadaşına, garip ve yolculara, elinizin altında bulunanlara da iyilik edin. Bilin ki Allah kendini beğenen ve övünüp duran kimseleri sevmez.”74 âyet-i kerimesinde Cenâb-ı Hak, Kendisine ibadeti emrettikten hemen sonra anne-babaya ve akrabalara sözü getiriyor ve onlara güzellikle muamele edilmesini, iyilik ve ihsanda bulunulmasını emrediyor.

Bu sebeple bir mü’minde akrabalarına karşı çok ciddi bir sıla hissi bulunması gerekir. En başta anne-baba olmak üzere yakından uzağa hiç kimse sıla-i rahimden mahrum edilmemelidir. Allah (celle celâluhu) kendi hukukundan hemen sonra anne-babanın ve arkasından da akrabaların, onun ardından da aramızda şöyle böyle bir alâka bulunan sair insanların hakkını nazara verdiğine göre, bu haklara mutlaka riayet edilmelidir. Şuursuz taşlar bile baş başa verip sağlam kubbeler, kemerler oluşturduklarında düşmüyor, dökülmüyorlar. Aynen öyle de insanlar da sosyal hayatta en yakın daireden başlamak üzere baş başa verir, maddî ve manevî ihtiyaçlarında birbirlerine destek olurlarsa devrilmezler, dökülmezler.

Hizmet Sıla-i Rahime Mâni Olmamalı

114