İçeriğe geç

Aslında Allah Resûlü bir yeri teşrif ettiğinde değil diriler, mezardaki ölüler bile ayağa kalkmıyorsa vefasızlık yapıyorlar demektir. Bizim o Zat’a karşı saygı anlayışımız budur, bu ayrı bir konu. İşin öbür yanına gelince Efendimiz, bu tavrıyla hem engin tevazuunu ortaya koyuyor hem de önemli bir dinî disiplin vaz ediyordu. Alkışlanmaktan, bahsedilmekten, ayağa kalkılmasından hoşlanan bir kişi, asıl hoşlanılması gerekli olan şeyleri kaybediyor; ahiretteki hakkını burada kullanıyor demektir.

Aynı şekilde rahat tutkusu da diyebileceğimiz tenperverlik, şeytanın sıkça kullandığı vesilelerden birisi olup, insanı helakete sürükleyen faktörlerden bir diğeridir. Yiyip içip, yan gelip kulağı üzerine yatma, yazlıklarda kışlıklarda keyif çatma, hep rahatının, bedenî isteklerinin peşinde koşma, şeytan açısından değerlendirilecek çok önemli birer fırsattır. Oysaki insan bunlar için yaratılmamıştır. Elbette o, yeme, içme gibi mubah dairedeki bir kısım lezzetlerden istifade edecektir. Fakat mü’minin hep arkasından koşacağı gaye-i hayali, Allah’a kullukta bulunma, insanları tevhide, hak ve hakikate çağırma olmalıdır.

Şeytan, insanların zaaflarını keşfetmede çok profesyoneldir. Herkese, hususi durumuna göre yaklaşır. Mesela birisinin bohemliğe açık bir yanı varsa, şeytan ne yapar eder onu günahın içine çekmeye çalışır. Mesela tutar, onu, nefes alma ve tenezzühte bulunma gibi gerekçelerle kandırarak zift akan yerlerde dolaştırır; yüzmenin sünnet olduğunu kulağına fısıldayarak plaj plaj gezdirir. Derken onu, gözünün içinden veya kalbinden öyle vurur ki, hiç farkına varmadan bohemliğin içine salıverir.

29