Bir yola çıktıktan sonra kararlı olmak ve taviz vermemek de çok önemlidir. Belirli disiplinlere bağlı bir hareket başlatılmışsa orada sonuna kadar dimdik durulması gerekir. Baştan kararlı gibi görünür, fakat sonrasında pazarlıklara girişir ve geri adım atarsanız başarısız olursunuz. Gözü sizin üzerinizde olan ve sizin hareketlerinize göre kendi hareketlerini belirleyen insanları fikir karışıklığına sevk edersiniz. Böyle bir yerde düşünce kaymaları olur, tereddütler meydana gelir. Demokrasi, hürriyet, adalet ve insan hakları adına başlatılan bir hareket fiyasko ile neticelenir. Bu açıdan bütün bu ihtimalleri baştan düşünüp ya hiç böyle bir maceraya girilmemeli ya da başlatılan bir işin fiyasko ile neticelenmesine meydan verilmemelidir.
Bu konuda mutlaka göz önünde bulundurulacak diğer bir ilke ise şiddetten uzak durmaktır. Şayet sokaklara dökülen insanlar ona buna taş atmadan, birilerinin başını yarmadan, milletin malına mülküne zarar vermeden pasif bir direniş ortaya koyabilselerdi ve sadece zulüm ve haksızlıkları boykot edebilselerdi netice alabilirlerdi. Kan düşünerek, kan dökerek hiçbir yere varılamaz. Bilakis bu tür davranışlar zamanla kin ve nefretlere intikal ederek arkadan gelen nesillere miras olarak kalır. Bu yüzden kan dökmeden, etrafı yakıp yıkmadan, yeni cepheler oluşturmadan yumuşaklıkla problemler halledilmeye çalışılmalıdır.
Bilindiği üzere Gandi, İngilizlere karşı başlattığı pasif mücadelesiyle koskocaman bir ülkeye istiklal kazandırmıştır. Ömrü hapishanelerde geçmiş, mahrumiyet içinde bir hayat yaşamış, sadelikten ve duruluktan ayrılmamış fakat neticede milletini bir mefkûre etrafında bir araya toplamayı başarmıştır.
Bütün bunlar yapılmadığı sürece, sadece baştaki bir despota baş kaldırmayla problemler çözülemez. Zira karşılıklı çatışma ve çarpışmalar güç ve kuvveti parçalar ve tesirsiz hâle getirir. Birisi öbürünün yaptığını yıkar, öbürü de bunun yaptığını.