ve olumsuz şartlarda yaşamak zorunda bırakılan enbiya-i izam, ulema-i fiham, evliya-i kiram efendilerimizin nezih dillerinden bu tür sözlerin binde biri bile sâdır olmamıştır.Allah Resûlü’nün (sallallâhu aleyhi ve sellem) kavminden çekmediği sıkıntı kalmamıştır. Ona en ağır hakaretler edilmiş; O, onca kötülüklere maruz bırakılmıştır. Buna rağmen kimse hakkında kötü söz söylememiş, kimseye hakaret etmemiş, kimseyi alaya almamıştır. Ölçümüz O’nun ortaya koyduğu ölçülerse, bunlara uymayan şeylere ölçüsüzlük ve dengesizlik denir.Günümüzde zihni, kalbi ve dili kirli o kadar çok dengesiz insan var ki, bunların ne zaman ne yapacakları, kime ne diyecekleri belli olmuyor. Hâl ve tavırlarda ölçü ve muvazene kaybolunca türlü türlü kötülükler irtikâp ediliyor. Hususiyle güç ve kuvveti elinde bulunduranlar, kendileri gibi düşünmeyen kesimlerin hakkından gelmek için komplo üstüne komplo kuruyor, tuzak ardına tuzak hazırlıyorlar. Öyle zulümler ediyor, öyle hak ihlâllerine giriyorlar ki insan bunları görünce Hz. Ebû Bekir gibi, “Mâ ahlemeke yâ Rabbenâ” (Ne kadar halimsin yâ Rabbî!” demekten kendini alamıyor.91 Zira yapılıp edilen şeyler affedilecek gibi değil.
Zalimleri Allah’a Havale Etme
Zalim zulmünü yapadursun, bunun karşısında mazluma, özellikle de İslam’ın değerlerini iyi özümsemiş civanmertlere yakışan, Allah’a sığınıp şöyle niyaz etmektir: “Allah’ım, zalimleri ıslah buyur, onlara mülayemet nasip eyle, hakikati göster! Onları insanca yaşamaya muvaffak kıl! Kaymış kalblerine istikamet ihsan eyle! Bizi de onları da afv u mağfiret buyur! Islahı kâbil olmayanların da Sen hakkından gel! Saldırmaktan, ezmekten zevk alan mütecavizleri Sana havale ediyoruz!” Zira biz ne dersek diyelim bu konuda nihai hükmü verecek olan Allah’tır. Kurulan tuzak ve komploları boşa çıkaracak, belki de komplocuların başlarına dolayacak olan O’dur.
Dipnotlar
- İbn Hişâm, es-Sîratü’n-nebeviyye 2/218; İbn Kesîr, el-Bidâye ve’n-nihâye 3/95.