Kenetlenme
KENETLENME
Bediüzzaman Hazretleri eserlerinde, iman ve Kur’ân hizmetine gönül verenlerin birbirleri ile olan ilişkilerinin “tefânî sırrına” dayanması üzerinde ısrarla durur. O, tefânîyi, birbirinde fâni olmak; kendi nefsanî hislerini unutup kardeşlerinin meziyet ve güzellikleriyle fikren yaşamak şeklinde tarif eder.115 Biraz daha açacak olursak tefânî, birbirimize olan ihtiyacımızın farkına varma, kardeşlerimizin mazhar olduğu muvaffakiyetlere sevinme, yeri geldiğinde onları kendimize tercih edebilme demektir. Hiç şüphesiz böyle bir ufuk, İslam’ın emrettiği din kardeşliğinin oldukça ileri bir seviyesini teşkil eder. Böyle bir ruhla hareket eden kimseler birbirlerine sımsıkı kenetlenerek aralarında tam bir birlik oluşturacaktır. Birbirinde fâni olan kardeşler, bir kubbeyi oluşturan taşlar gibi baş başa verecek, kenetlenecek ve birbirlerini düşmekten koruyacaklardır.Kur’ân-ı Kerim, bu kenetlenme meselesini nazarlarımıza
şöyle verir: ٌ اِنَّ اهللَ يُحِ بُّ الَّذ۪ ينَ يُقَاتِلُونَ ف۪ى سَ ب۪يلِه۪ صَ فّاً كَاَنَّهُمْ بُنْـيَانٌ مَرْ صُ وص