İçeriğe geç

ısıralım, parçalamak için pençe vermemiş ki parçalayalım.” diyerek herkese, hususiyle de ehl-i imana karşı hep yumuşak davranmayı tercih edebilmek, bir civanmertliğin ifadesidir ve bizim değişmez karakterimiz olmalıdır.Günümüzde çok küçük meseleler bile siyasi mülahazalarla veya daha farklı hesaplarla büyütülüyor. İnsanlar itibar elde etme, belli yerlere gelme, kredi toplama gibi maksatlarla olmayacak meseleleri abartarak, şişirerek çok hayatî gibi gösteriyor ve onların etrafında kavgalar koparıyor. Bu sebeple mülayemet yolunun seçilmesi, kötülüklere kötülükle mukabelede bulunulmaması toplumda sulh ve barışın tesis edilmesi adına çok önemlidir. Keşke Kur’ân’ın bu dersinden siyasiler de bir şeyler anlasa ve üsluplarını bir kere daha gözden geçirselerdi! Keşke Kur’ânî ahlak açısından yol ve yöntemlerini kontrol etseler ve bazı tavır ve davranışlarını filtreleyebilselerdi! Keşke bu kadar fevrî davranmasalar, ihtilafları körüklemeseler, barış köprülerini yıkmasalardı!

Sevgide ve Öfkede Denge

Peygamber Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem), insanın sevgisinde de kızgınlığında da ölçülü olmasını, aşırılığa kaçmamasını tavsiye buyurur. Çünkü sevilen kişi bir gün düşman hâline gelebilir; kızılan kimse de bir gün dost olabilir.8

Bu da sonrasında çok ciddi pişmanlık sebebi olabilir. Birilerini göklere çıkarırsanız, bıraktığınız zaman yere düşer ve parçalanırlar. Aynı şekilde birilerine öfkelendiğinizde, öfkenizi frenlemesini bilmelisiniz. Zira bugün düşman gördüğünüz insanlar yarın dostunuz olabilir. Ve siz de geçmişte yaptıklarınızdan ötürü çok utanabilirsiniz, pişmanlık içinde kıvranabilirsiniz. Bu sebeple sadece bugüne göre hareket etmemeliyiz. Neticede üslubumuzda, muamelelerimizde dengeli ve ölçülü olmak zorundayız. Bugünün

25