İçeriğe geç

Bilindiği üzere Hâbil ile Kâbil arasında bir anlaşmazlık çıkıyor. Kâbil, Allah’ın takdirine razı olmuyor. Bunun üzerine kimin haklı kimin haksız olduğunu test etme adına, Cenab-ı Hakk’ın o dönem insanına özel bir muamelesi olan bir uygulamaya başvuruyorlar. Buna göre gökten inen bir ateş haklı olan kimsenin kurbanını alıyor, diğerininkine ise dokunmuyor. Böylece kimin haklı kimin haksız olduğu ortaya çıkıyor. Bu meyanda Hâbil ile Kâbil, Allah’a birer kurban takdim ediyorlar. Ve gökten inen ateş Hâbil’in kurbanını alıyor. Fakat hırs ve haset Kâbil’in gözünü öyle bürüyor ki bizzat Cenab-ı Hak tarafından haksızlığı tescil edilmesine rağmen neticeyi kabullenmiyor. Arkasından da Kur’ân’da anlatılan günahı işliyor, kardeşini katlediyor. Sonrasında da bir karganın talimiyle onun cesedini toprağa gömüyor.Peygamber hanesinde büyümüş bir insanın, Allah’ın kendisi hakkındaki takdirine razı olmaması, semavî hükmü kabul etmemesi, kasten cinayet işlemesi, üstelik arkasından suç delilini ortadan kaldırması öyle katmerli bir suçtur ki bütün bu günahlar adım adım onu karanlık bir âlemden içeri sokmuş, belli bir noktadan sonra da küfre düşürmüş olabilir. Zira Kur’ân’ın ifadelerinden Kâbil’in ebediyen kaybettiği anlaşılıyor.

Kur’ân-ı Kerim, ِّوَ اتْلُ عَلَيْهِمْ نَـبَاَ ابْنَىْ اٰدَمَ بِالْحَقOnlara Âdem’in oğulları kıssasının hakikatini anlat.” buyurarak Hâbil ile Kâbil arasında geçen bu olayı nakleder.4 Ancak Kur’ân ve sünneti sahiha isimleri zikretmez. Bu isimler Eski Ahit’ten alınmıştır.5

Buna göre iyi olan evladın ismi Hâbil, şeytanın yoldan çıkardığı diğer evladın ismi ise Kâbil’dir. İsimleri her ne olursa olsun, bunların her ikisi de sağanak sağanak vahyin yağdığı bir evde neş’et etmiş, peygamber terbiyesiyle büyümüştü. Bu sebeple muhtemelen Hâbil gibi Kâbil de iman etmişti. Fakat Kur’ân’ın beyanına göre o, şeytana uymuş ve kardeşini öldürmüştür. Kâ-

22