İçeriğe geç

musibet, uhrevî hayatını etkileyecek ve onu ebedî hüsrana uğratacak olan musibettir.Peki nedir bunlar? İman esasları hakkında şüphelerin ağında bocalama, haramlara açık yaşama, ibadet ü taate gereken hassasiyeti göstermeme, Allah’la münasebetin zayıf olması gibi musibetler insanın dûçâr olabileceği fevkalade büyük âfetlerdir. Nesillerin Zat-ı Ulûhiyet’i layıkıyla tanımamaları ve O’ndan kopuk yaşamaları karşısında dünyevî musibetlerin ne ehemmiyeti olur ki!İnsanların Kur’ân’dan ve Sünnet’ten uzaklaşarak farklı inanç sistemlerini ve bizim düşünce dünyamıza uzak ideolojileri benimsediği, ebedî hayatını kaybettirecek akımlara kapılıp gittiği bir yerde kısacık dünya hayatına mâl olan maddî musibetler çok küçük kalacaktır. Çok önemli simaların bile evrim teorisine mümaşatta bulunma adına Kur’ân ve Sünnet naslarını çarpıtması, heva ve heveslerine uyarak veya modern akımlara kapılarak dinî hükümlerle oynaması, kendi değerlerinden şüphe etmesi ve komplekse kapılarak dinin izzetini koruyamaması dinî ve uhrevî hayatımıza musallat olmuş büyük felaketlerdir.İşin daha da korkuncu, dine ârız olan bu tür musibet ve felâketlerin yaygınlaşması ve şöyle veya böyle tüm Müslümanları etkisi altına almasıdır. Mesela yuva sağlam esaslar üzerine kurulmaz, mabet fonksiyonunu kaybeder, mektebe bütünüyle pozitivist ve materyalist telakkiler hâkim olur, sokak alabildiğine kirlenir ve buralarda yetişen insanlar da ya bütünüyle dinden uzaklaşırlar ya da onu şekle kurban ederler. Allah korkusu kalblerden silinir gider ve insanlar âhiret yokmuş gibi yaşamaya başlarlar. Deizm, ateizm, agnostisizm gibi akımlar genç kuşaklar arasında yayılır. İnsanlar, “dinci”, “irticacı” ve “yobaz” gibi yaftalarla Allah’tan, peygamberden uzaklaştırılırlar. Bunların hepsi dine gelen birer musibet olarak görülebilir.Dine ârız olan bu musibetler bir kısım dünyevî musibetleri de netice verir. Zira böyle bir durumda kapkaçlar, haramilikler, hırsızlıklar, yolsuzluklar, arsızlıklar toplumun tüm katman-

68