Evet, işte bu büyük imam, bu çile ve ızdırap içinde kim bilir nice günler ve aylar geçirdi! Çok defa en güçsüz ve takatsız anlarında bile iradesinin gücünü izhar etmeye çalışırdı. Ve ilk gün söylediği sözden tek kelimelik olsun taviz vermeden dâsitânî bir kahramanlık sergiledi. O günlerde İmam Şafiî de gizli bir hayat yaşamaktaydı. Bir gece rüyasında Efendimiz’i gördü. Allah Resûlü ona: “Ahmed İbn Hanbel’e selâm söyle. Biraz daha dişini sıksın. Yakında bana gelecek.” demişti.4
İmam Şafiî, hemen adamlarından birini hapishaneye gönderdi. Zira kendisinin gitmesi imkânsızdı. Giden zatla bir de gömlek yolladı. “İmam bunu çıplak tenine giysin ve mübarek teni bu gömleğe değsin.” dedi. Adam, Ahmed İbn Hanbel’e geldi ve olanları bir bir anlattı. Allah Resûlü’nün selâm gönderdiğini duyan Ahmed İbn Hanbel, âdeta çektiklerinin hepsini unuttu ve sevinç gözyaşları dökmeye başladı. Bu arada gönderdiği gömlek geri kendisine gelen İmam Şafiî ise, onu yüzüne gözüne sürerek: “İmam Ahmed İbn Hanbel’in teninin değdiği bu gömleğe sürülen yüze, inşâallah Cehennem ateşi dokunmaz.” diye konuştu.5
Dipnotlar
- 4 İbn Asâkir, Târîhu Dimaşk 5/311-312.
- 5 İbn Asâkir, Târîhu Dimaşk 5/311-312; İbn Kesîr, el-Bidâye ve’n-nihâye 10/331