İçeriğe geç

Eğer harf-i tarife cins mânâsı verecek olursak; bu defa da belirsiz yol mânâsına gelir. Binaenaleyh biz bütün benliğimizle Cenâb-ı Hakk’a teveccüh ediyor ve diyoruz ki: “Allahım, asıl mahiyetlerini, ulviyetlerini bilemediğimiz, fakat Senin katında büyük değer ve kıymetleri olan o kimselerin yoluna bizi hidayet etmeni istiyoruz ki, bizden sonra gelen kimseler de onların adlarını anarken, onlarla beraber bizi de ansınlar.” Bilhassa bu noktaya parmak basıyoruz. Yani bir gün gelecek bugün camileri dolduran cemaatlerin de adı anılacak ve اِهْدِنَا الصِّرَاطَ الْمُسْتَقِيمَ۝صِرَاطَ الَّذِينَ أَنْعَمْتَ عَلَيْهِمْ dendiğinde biz de onun içine girmiş olacağız. Binaenaleyh bu cümleyi söylerken insanın içinde bir iştiyak, bir şevk uyanır. Ben, beni hayırla anmaları, benim için dua etmeleri, hatta dualarında beni vesile tanımaları için benden sonraki neslime öyle bir miras bırakmalıyım ki, o sevabı kesilmeyen güzel işten daima istifade edilebilsin.

Harf-i tarifi ahd için kabul ettiğimiz zaman; صِرَاطَ الَّذِينَ أَنْعَمْتَ عَلَيْهِمْ âyetiyle murad, وَمَن يُطِعِ اللّٰهَ وَالرَّسُولَ فَأُۨولٰۤئِكَ مَعَ الَّذِينَ أَنْعَمَ اللّٰهُ عَلَيْهِمْ مِنَ النَّبِيِّينَ وَالصِّدِّيقِينَ وَالشُّهَدَۤاءِ وَالصَّالِحِينَ وَحَسُنَ أُۨولٰۤئِكَ رَفِيقًا âyetiyle kastedilen zümrelerdir. “Kim Allah’a ve Resûlüne itaat ederse işte onlar Allah’ın in’am ettiği nebi, sıddîk, şehit ve salihlerle beraberdir. Bu ne hoş bir arkadaşlık, ne hoş bir kardeşlik, ne hoş hemdem olma, ne hoş beraber bulunmadır.”2

207