İçeriğe geç

Allah (celle celâluhu), bir kudsî hadiste: “Geniş zamanınızda Beni anın ki, sıkıntılı anlarınızda da Ben sizi anayım.”8 buyurur. Bu sözüyle âdeta O, bizlerle bir sözleşme yapmakta ve sıkıntıya düştüğümüz an yanımızda olacağına dair bir vaatte bulunmaktadır. Bizler, içinde yaşadığımız şartlar itibarıyla, Cenâb-ı Hakk’ın yardımına daha çok muhtaç durumdayız. O hâlde, her geceyi “Kadir” diye ihya eden insanın, bir gün “Kadir”i yakalaması muhakkaktır; her gelen insanı “Hızır” bilip ona ihsanda bulunanın da, bir gün “Hızır”la karşılaşması mukadderdir anlayışıyla hareket edip, her fırsatta kurtuluşumuza vesile aramamız gerekmektedir. Gece-gündüz bu anlayışla hareket edip, aczimizle, fakrımızla her şeyin kuvvet kaynağı olan Allah’a yönelip O’ndan affımızı istediğimiz müddetçe, dualarımızın kabule karin olacağı umulur.

Velilik ve Beden

Müslümanlık, ne liberalizm ne kapitalizm ne de materyalizm-komünizm vb. sistemlerin ön gördüğü bir sistemdir. O, apayrı bir dinamizm ve güç kaynağının adıdır. O, insanı maddî, mânevî, bedenî ve ruhî bütün değerleriyle inkişaf ettirmenin, geliştirmenin değerler üstü değerlere ulaştırmanın, işlettirmenin adıdır. Bir diğer ifadeyle kalbi kadar kafasını, kafası kadar bedenini ve bedeni kadar da ruhunu işlettirme disiplinidir.

Velilerin, insanın cesedini ihmal ettiğinden şikâyet ederler. Oysaki bedeni de veli yapmak yolu İslâm’da açıktır ve onu kapatmaya kimsenin gücü de yetmez. Allah Resûlü (sallallâhu aleyhi ve sellem) miraca çıkarken, bedenini de beraberinde götürmüştür. Benim bedenim ahirette ruhuma refakat edecekse –ki akidemize göre edecek– onu böylesi bir şeyden mahrum etmeye hakkım yoktur. Bence gerçek velilik de işte budur.

Esfel-i Sâfilin ve İnsan

30