İçeriğe geç

Yukarıda bahsini ettiğimiz şairlerin Allah Resûlü’nün afiyet tavsiyesini bilmemeleri düşünülemez. Öyleyse onların bu hadise rağmen dert istemelerini daha engin mülâhazalarla yorumlamalıyız.

Sabır

“İman, amel-i salih, hakkı bilip hakkaniyet içinde bulunma ve sabredip sabır tavsiyesini paylaşma” esasları, İmam Şafiî’nin: “Allah başka bir sûre indirmeseydi, bu sûre insanlara yeterdi.”21 dediği Asr sûresinde zikredilen hakikatlerdir. Onun faziletinden dolayı olacak ki Ashab-ı Kiram, dağılmadan önce her mecliste bu sûreyi okurlarmış. Merhum Mehmed Âkif bu duruma atıfta bulunur ve:

“Hani Ashab-ı Kiram ayrılalım derken, Mutlaka sûre-i ve’l-Asrı okurlarmış, neden? Çünkü meknûn o büyük surede esrar-ı felâh, Başta iman-ı hakikî geliyor, sonra salâh, Sonra hak, sonra sebat, işte kuzum insanlık. Bu dördü birleşti mi yoktur sana izmihlâl artık.” der.

Görüldüğü gibi sûrede dikkat çekilen önemli hususlardan biri olarak, başa gelen şeylere karşı sabredip, sabır tavsiyesinde bulunma zikrediliyor.

“Nice sevmediğiniz şeyler vardır ki, o sizin için hayırlı olabilir. Ve nice sevdiğiniz şeyler de vardır ki, sizin için şerli olabilir.”22 âyeti, kişinin, kendisine isabet eden şeylerin zahirî yönüne bakıp aldanmaması konusunda çok önemli bir ölçüdür. Haddizatında insan, maruz kaldığı şeyin şok etkisinde kalıp, yanlış yorumlamalara girebilir. Mü’min bu ölçüyü daima hatırda tutup, fevrî hareketlerle kadere taş atmamalıdır. Evet, Üstad’ın ifadesiyle, kadere taş atan, sadece kendi başını yarar.23

46