Bediüzzaman Hazretleri de Risalelerinde sık sık bu hususu vurgular. O, bazen pirenin göz bebeği ile güneş, bazen zerre ile gergedan arasında münasebetler kurarak, Allah’ın Sanî, Halık ve Musavvir isimlerinin tecellilerine dikkat çeker.. çeker ve bu yolla ülfet ve ünsiyet perdelerini paramparça ederek, bizleri, perdesiz, hâilsiz hakikatlerle yüz yüze getirir.31 Bu anlayıştan hareketle, bir misal de ben vermek isterim: İnsan ihtiva ettiği pek çok latîfe ile Allah’ın varlık ve birliğini ilan eden çok önemli bir menşurdur. Kaldı ki, Allah’ın insanda tecelli eden isim ve sıfatları da O’nun kendi azametine uygun bir şekilde değildir. Öyle olsaydı, insanın varlığı da düşünce sınırlarını aşardı. Bu açıdan, o tecellilerde bile bir ilâhî tenezzülden bahsetmek mümkündür. İşte, bu zâviyedendir ki, vicdanında varlığının gayesine uyanmış, ona ulaşmak için yol arayan insanlar, kendi mahiyetlerine bakarak her zaman Allah’a ulaşabilirler. Yalnız bu, herkes için aynı seviye ve derecede olmayabilir.
Dipnotlar
- 31 Bediüzzaman, Mesnevi-i Nuriye s.230 (Nokta İkinci Burhan); Şualar s.7 (İkinci Şua, Birinci Makam, İkinci Meyve).