Meseleyi, bir hadis-i şerifle biraz daha açacak olursak, Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem): “Sabır, belânın ilk tosladığı andadır.”24 buyurur. Demek ki, önemli olan musibetin isabet ettiği anda sabırlı olabilmektir. Meselâ; annemizin vefat haberini duymak, ilk anda bizde şok etkisi yapacaktır. İşte böyle bir anda hiçbir şey düşünmeden, إِنَّا لِلّٰهِ وَإِنَّا إِلَيْهِ رَاجِعُونَ “Biz O’ndanız ve yine O’na döneceğiz.”25 deyip ızdırabını bağrına gömme gerçek sabırdır. Değilse meseleyi aklî, mantıkî plânda çözüp; “Ölüm herkes için geçerli, bu yaşta ölmeseydi ileride yine ölecekti. Öbür tarafta nasıl olsa beraber olacağız..” deyip, kalbde bir inşirah hâsıl olduktan sonra sabretmenin kıymeti ona göredir…
Bu durum, sabrın diğer çeşitleri için de geçerlidir. Allah Resûlü (sallallâhu aleyhi ve sellem): “Mü’minin her durumu sürpriz ve şaşırtıcıdır! Zira her işi onun için bir hayırdır. Bu durum sadece mü’mine hastır, başkasına değil: Ona memnun olacağı bir şey gelse şükreder, bu onun için hayırlıdır. Bir zarar gelse sabreder, bu da onun için hayırlıdır.”26 buyurur ki, burada insana sevap kazandıracak şeyin teslimiyet olduğunu vurgulamak istemiştir. Biz, inancımız gereği her şeye sabrederiz. Ve arkasından bir hayır zuhur ettiğinde de: “İhtimal Cenâb-ı Hak, bu hayrın doğmasına bizim sabrımızı vesile yapmıştır.” deriz. Bu, aynı zamanda bir sabır kahramanı olmanın da emaresidir.
İnabe-İman-Amel-i Salih
Dipnotlar
- 24 Buhârî, cenâiz 32; Müslim, cenâiz 14,15.
- 25 Bakara sûresi, 2/156.
- 26 Müslim, zühd 64.