İçeriğe geç

İnsanın benliğinde Cenâb-ı Hakk’ın sem u basarı vardır. Hatta “hüve” sırrı insanda “ene” şeklinde tecelli etmiştir. İnsan, “ene” çeperini tasavvuftaki “fenâ fillâh” ve “bekâ billâh”la yırtıp atarak, Allah’ta bâki olma hususiyetine erebilir. Böylece insan, “ben” keşfiyle benlik sırlarını kavramış olur. Hedeflediği noktaya geldikten sonra da, elindeki kristal kaseyi yere çalarak, “Seninle ben maksûd damına ulaştım, artık bana lâzım değilsin.” der ve iliklerine kadar mârifetle dolu olduğu şuuruyla ilâhî varidleri zevkeder durur. Rabbim böyle bir ufka ulaşmayı hepimize nasip etsin. Amin..

Allah Bes, Gayri Heves..!

Seyr-i ruhanî de diyebileceğimiz seyr u sülûk; sâlikin ilim ve mârifet kanatlarıyla vuslata ulaşma yoluna denir.

Seyr u sülûkun üç mertebesi vardır:

1. Seyr ilallah: Bu, Allah’a ulaşma istikametinde yol alma demektir ki, bütün fenalıkları O’nun için terk etme, bütün iyilikleri, yine O’nun için yapma, bütün musibetlere O’nun için katlanma, bütün cazibedar güzellikleri O’nun hatırı için aşma ve zamanın çıldırtıcılığına karşı O’nun hatırına katlanma yolundaki menfi-müspet amellerin hepsi bu yolun azığı sayılır.

2. Seyr fillâh: İnsanın her dem Allah’ı duyması, her şeyde O’nu görmesi, her yerde O’na bakması, her lâhza O’nu düşünmesi ve O’nu söylemesi.. kısaca hayatının her anını O’nunla olma mülâhazası içinde sürdürmesi demektir ki bu makama ulaşan kimse, Allah’ta fâni olur ve fenâ fillâh ufkuna ulaşır.

3. Seyr minallah: Yukarıda sayılan mertebelerden geçen hak yolcusunun, geçtiği zümrüt tepelerin bütün cazibedar güzelliklerini bırakıp, bunları insanlara anlatmak için yeniden halka dönmesine denir. Buna “Halk içinde Hak’la beraber olma.” hâli de denilir.

50