İçeriğe geç

Aslında, bu sistemlerin dünyanın hiçbir yerinde zulüm ve ceberuta başvurmadan tutunamamalarının gerçek sebebi de işte budur. Meselâ, Rusya’da milyonlarca insan, böyle bir gerekçe ile öldürülmüş, ama yerleştirilmek istenen sistem yine de yerleştirilememiş; hatta kısa bir süre sonra yıkılma sürecine girmiştir.

Sermaye, farklı sistemler itibarıyla oldukça geniş bir yelpâze teşkil eder. Kapitalist sistemde sermaye faizle iç içedir. Komünist sistemin ona karşı açık ve sûrî bir kavgasının var olduğu görülür.

Marshall, sermaye birikiminde faizin rolü inkâr edilemeyecek kadar büyüktür, diyerek, kapitalist düzenin faize vermiş olduğu önemi ifade eder. Buna mukabil Keynes, kapitalist dünyada faizi sorgulayan adam olarak, sermaye-faiz ilişkisi, iddia edildiği kadar etkili değildir, der.

Esasen her iki sistem de zenginin daha zengin, fakirin daha fakirleşmesine engel olabilmek amacıyla yola çıkmışlardır ama, netice itibarıyla, derde dert katmaktan başka bir yararları olduğunu söylemek oldukça zordur.

İslâm’ın hayata hayat olduğu bir toplumda ise, bir zümrenin olabildiğine zengin ve müreffeh, diğer bir zümrenin de fakir ve aç olması söz konusu değildir. Zira bu sistemde insanlar, Efendimiz’e (sallallâhu aleyhi ve sellem) isnat edilen, “Komşusu aç iken kendisi tok olan bizden değildir.”6 esprisini çok iyi idrak etmişler ve pratik hayatta da bunu büyük ölçüde uygulamaktadırlar.

Bu toplumda, yemek yediği bir sofrada kaşığını boş götürüp getiren ve yanındakini doyurmaya çalışan pek çok insan örneği göstermek mümkündür.7

358