İçeriğe geç

Bu konuya girerken isterseniz hep beraber şu sorulara bir cevap bulmaya çalışalım: İlim nedir? İlmin hedefi nedir? Niçin kitap okunur? Bütün okuyup anlamaların ötesinde ulaşılmak istenen şey nedir? Bu sorulara cevaptan evvel şu hususu hatırlatmakta yarar var.

Bir insan, hayatı boyunca matematiğin o dolambaçlı, karmaşık usûllerini, kaidelerini öğrense; ama, bu kuralları uygulama sahasına geçirmeyi ya da yeni teori ve hipotezlerle bilgisini ilerletmeyi hiç düşünmese ilimde “gaye” ve “hedef”i elde edememiş olacaktır. Keza tıbbın bütün temel esaslarını öğrense; ama klinik olarak hiçbir şey yapmasa, bir tek hastanın nabzını tutmasa veya kalbini dinlemese, ciğerlerine kulak vermese tababetinin ya da tahsil ettiği tıp ilminin bir şeye yaramadığı bir yana, okuduğu bilgilerin kafasında kalması da şüphelidir. İlimlerin hedefinde asıl olarak Yunus’un ifadesiyle insanın kendini bilmesi söz konusudur. Binaenaleyh, içinde kendimizi bulamadığımız bir ilmin ne bize, ne de başkasına faydası olmayacağı açıktır.

a. Okuma-Yazma

Kitabet ve kıraat konusunda, Kur’ân’ın birinci sırayı tuttuğu müsellem bir gerçektir. Ancak, ilâhî maksatları öğrenmeye kapalı hafıza hamallığını tasvip etmediğimizi de burada vurgulamalıyız. Çocuğun elinden tutulup Kur’ân onun ruhuna içirilmeli ve onda bir Kur’ân merakı uyarılmalıdır ki, o da ileride, Allah’ın istediklerini anlamaya yönelsin. Maalesef değişik ilcaatla günümüzde çocuğa sadece bir “bismillah” dedirttiğimiz zaman her meselenin hallolduğu vehmine kapılmaktayız. Vakıa, “bismillah” çok önemlidir ve çok meseleyi halledebilir. Ne var ki onun ötesinde icmâlî mânâda da olsa makâsıd-ı ilâhiyenin öğrenilmesi gibi bir husus vardır ki, kanaat-i âcizanemce, asıl öğrenilip öğretilmesi gereken de işte odur.

102