İçeriğe geç

Kur’ân-ı Kerim bir başka yerde haşr ü neşre karşı çıkanlara: “De ki: Onları ilk defa yaratmış olan diriltecektir. Çünkü O, her yaratığı gayet iyi bilir.”27 buyurur.

Diğer bir âyette de: “Allah’ın rahmetinin eserlerine bir bak ki, arzı, ölümünün ardından nasıl diriltiyor! Şüphesiz O, ölüleri de mutlaka diriltecektir. O, her şeye kadirdir.”28 ferman eder.

Kur’ân-ı Kerim’in hiç tekellüfe ve tasannua meydan vermeden bu tarzdaki üslûbu çocuğa da, orta yaşlıya da, daha başkalarına da anlatılması gereken her şeyi anlatacaktır.

Melâike-i kirâm ve kader konuları da hassasiyetle üzerinde durulması gereken mevzulardandır. Her şeyin bir programı, bir projesi, bir planı olduğunu, kâinatın ve insanın yapılışının da bir projesinin, bir planının bulunması lâzım geldiğini –ki bu ilmî program henüz kudret ve irade taalluk dairesi dışında bulunan ve “kader” olarak isimlendirilen konudur– mutlaka değişik usûl ve metodlarla gençlere anlatılmalıdır.

Netice olarak, ancak bütün bu bilgileri verdiğiniz zaman, çocuğa “sırat-ı müstakîm”i göstermiş ve kavlen, fiilen “Allah’ım, bizi doğru yola hidayet buyur.”29 demiş olacağız. Böyle kavlî ve fiilî bir duadan dolayı Cenâb-ı Hakk’ın rahmetiyle terbiye gayretlerimiz de –inşaallah– boşa gitmeyecektir. Diğer taraftan ibadet ü teati, sülehânın âsârı içinde sâlihâtı (güzel işleri), namazı, orucu, haccı, zekâtı anlatmalı ve çocuklarımızın gönüllerini, itikadî konulardan amelî meselelere kadar her hususta Cenâb-ı Hakk’a yönlendirmeli ve onların zihnen, fikren, ruhen ölmelerine, hatta kirlenmelerine meydan vermemeliyiz.

117