İçeriğe geç

Cehennem; beşerî arzular ve nefsin hoşuna giden şeylerle; Cennet de mekârihle (hoşa gitmeyen şeyler) çepeçevre kuşatılmıştır.4 İbadet ü taatin ağırlığını, yani bir açıdan mekârihi aşamayan, cismanî arzu ve kaprislerini önleyemeyen, her gün ayrı bir oyun karşısında dize gelmekten, her gün ayrı bir mel’anet karşısında yüzüstü kapaklanmaktan kurtulamayan Cennet’e giremeyecek ve Cehennem’den de uzak kalamayacaktır. İşte önümüzdeki yolun ve neticede varacağımız nihâî hedefin iki yönü!. Biz, bir taraftan dinin “yapmayın” dediği şeylerin bütününü terk edecek ve ettirecek; diğer taraftan da “yapınız” dediği şeylerin hepsini harfiyen, hem de ciddî bir şuur uyanıklığı içinde yapacak ve yaptırmaya çalışacağız ki, nefse hoş gelen şeylerin arkasından sürüklenmemek ve onun katlanamadığı şeylere de takılmamak için Hak inayetiyle ayakta kalabilelim.

Biz, bizden evvelkilerin ekip-biçtikleriyiz; bizden sonraki nesiller de bizim gayretlerimizin semeresi olacaklardır. Zamandan, çağdan şikâyet edeceğimize, ihmal edilişimizin çehresinde; ihmallerimizin müstakbel neticelerini görmeye çalışarak vazife ve sorumluluk itibarıyla kalben, ruhen, hissen dirilmeye çalışmalıyız. Böyle bir diriliş hem bizim, hem bizden sonraki nesillerin hem de kendi tarihimizin dirilişi olacaktır.

2. “Okumanın Mânâsı”

Çocuğa vereceğimiz hususların en önemlilerinden biri de “kıraat ve kitabet” meselesidir. Çocuk mutlaka belli bir hedefe ve gayeye bağlı okumayı-yazmayı öğrenmeli ve “yedilmeden” sıyrılarak rehberliğe yükselmelidir. Ne var ki, okuyup yazmak kadar, niçin okuyup yazdığını bilmek de önemlidir. Yunus,

“ İlim ilim bilmektir; İlim kendin bilmektir, Sen kendini bilmezsen. Ya nice okumaktır.” der.
101