Kur’ân-ı Kerim’in, gönüllerimizde bir inilti hâlinde duyulan bu ürpertici beyanında, perişan ve namazsız-niyazsız nesillerin, azab-ı ilâhinin dehşeti karşısında, babalara, annelere, amcalara, dayılara, akrabalara, hocalara, mürşitlere, mektepteki muallimlere acı ve açık bir intizarları söz konusudur. Evet bu beyan-ı ilâhide –hafizanallah– sû-i akıbete uğrayanları, kendileri ile alâkalı sorumlular için, “Allah’ım, bizi yoldan saptıranların, bizi baştan çıkaranların, bize vaziyet etmeyenlerin azaplarını kat kat artır ve böylelerini perişan et ve onları lanetine müstahak kılarak, huzur-ı ilâhinden, dergah-ı nezd-i ulûhiyetinden teb’îd eyle.” gibi bir sitem, bir serzeniş hatta bir beddua söz konusudur.
Bu itibarla, talim, terbiye mevkiinde bulunan kimselerin alacağı müspet vaziyet, dünya ve ahirette hem kendilerinin hem de evlatlarının saadetine; bunun aksine, sorumluluklarını ihmal eden kimselerin bu yanlış tutumları da sadece onların dünya ve ahirette felâketini değil, aynı zamanda ihmal edilenlerin de dünya ve ahiret felâketlerini netice verecektir.
b. İdlâl Edilenlerin Çığlığı
Çocuğun, maddî-mânevî, dünyevî-uhrevî hayatı için hiçbir faydası olmayan şeylerle meşgul olmasına fırsat verirseniz: “Allah (ötede): ‘Sizden önce geçmiş cin ve ins toplulukları arasında siz de ateşe giriniz!’ Her millet oraya girdikçe yoldaşlarına lanetler yağdıracaktır. Hepsi birbiri ardından orada (Cehennem’de) toplanınca, tâbi olanlar iktida ettikleri kimseler için, ‘Ey Rabbimiz! Bizi işte bunlar saptırdılar! Onun için onlara ateşten bir kat daha fazla azap ver!’ diyecekler. Allah da: ‘Zaten herkes için bir kat daha fazla azap vardır, ama siz bilmezsiniz’ diyecektir.”3 diye bir çığlık, bir çekişme bir serzeniş ve mazeret faslı yaşanacaktır.
Dipnotlar
- 3 A’râf sûresi, 7/38.