Varlık ve imkân onları yoğa çekiyor; maddî refah daha bir sefilleştiriyor. Nimetlere karşı nankörlüğün yanında bir körlük yaşıyorlar ki âdeta cinnet.. evet bunlar maddî imkân, konfor ve müreffeh hayat adına her şeye sahipler ama iman ve yakîn problemleri var. “Ahsen-i takvîm”e mazhariyetin farkında değiller. Her hâllerinde bir ruh sefaleti göze çarpıyor ve sefâhet diz boyu.. hayır hayır, gırtlaklarına varacak derinlikte!. tavırlarına bir başıboşluk hâkim ki, bu hâlleriyle onların iradelerinden söz etmek dahi çok zor. İç boşluklarını ya içki, kumar, eğlence ve uyuşturucuyla gidermeye çalışıyorlar veya anlamsız bir kısım aktivitelerle.. hele bunların arasında büyü, yoga, meditasyon ve daha bilmem ne şeytanî oyunlarla avunanlar var ki emsallerini en koyu cahiliye dönemlerinde bile görmek mümkün değildir…
Bu hilkat garibelerinin tavırları o kadar anormaldir ki, ne bir psikolog tetkikine ne de bir psikiyatrist psikanalizine ihtiyaç hissetmeden insanlık adına nerede durduklarını hemen anlayabilirsiniz. Çılgınlık ve hezeyan en mümeyyiz vasıflarıdır bunların.. cismanî ve nefsanî arzular arkasından koşmak her zamanki hâlleri.. yaşama tutkusu da, mefkûre ölçüsünde dertleri ve davaları. Yorgun, bitkin ve bezgin bir görüntü sergilerler işe yarar bir çağrıya muhatap olduklarında. Bin bir mazeret beyanına kalkarlar bir hizmet teklifi karşısında…