İçeriğe geç

Hayatlarını nefsanîliğe bağlı sürdüren, davranışları hayvanî içgüdülere emanet ve ciddî bir ruh sefaleti içinde bulunan böyle sefîhlere, dinî, millî ve ahlâkî değerleri anlatmanın çok zor olacağı kanaatindeyim; anlatamazsınız bunlara hayatlarını, zamanlarını, imkânlarını israf ettiklerini; herkese, hususiyle de gençlere kötü örnek olduklarını ve toplumu çürüttüklerini.. çekip alamazsınız onları içinde bulundukları bu bohemlikten ve insanı insanlığından utandıran ruh sefaletinden. Ne edep hissinden ne hesap endişesinden ne de insanî değerlere saygıdan eser göremezsiniz bu tâli’sizlerin tavır ve davranışlarında. Hayattan kâm alma, kadın-erkek birbirinden yararlanma bunların en birinci işleri.. düşünmezler yuvayı, anne-baba olmayı, millete faziletli evlât yetiştirmeyi. Siz, kadına değerler üstü değerler atfeder, analığıyla Cennet’i onun ayaklarının altına indirirsiniz; hayat arkadaşı olarak onu ötelerde ebedî refîka-yı hayat pâyesiyle sarsılmaz bir tahta oturtursunuz; kızınız görür, gözünüzden aziz bilirsiniz; “bacınız” der, üzerine tir tir titrersiniz.. bu önemli hususların hiçbiri onların nazarında bir şey ifade etmez; onlar bu muallâ varlığı sadece hayvanî iştihalarına göre değerlendirirler. Bu menhûs iştihaya göre, cazibesini koruduğu sürece o, hep ağa düşürülmeye çalışılan bir av, letâfet ve zarafetini yitirince de yerlerde sürüm sürüm sürünen bir zavallıdır; bir zavallıdır o, kaşını, gözünü, mimiklerini kullanamayacak hâle geldiğinde ve cismaniyeti itibarıyla artık çevresinde bir türlü alâka uyaramadığında…

96