İçeriğe geç

اٰمَنَّا بِاللّٰهِ وَبِالْيَوْمِ الْاٰخِرِ ifadesinde şöyle bir nüktenin mevcudiyeti de söz konusu olabilir: Allah’a ve ahirete iman, bütün semavî dinlerin üzerinde ittifak ettikleri iki önemli esastır. Âyet-i kerimede münafıkların اٰمَنَّا بِاللّٰهِ وَبِالْيَوْمِ الْاٰخِرِ “Allah’a ve ahiret gününe iman ettik.” demeleri her şeyi bu iki esasa bağlı götüren diğer din mensuplarına mümâşat adına bir tavır da olabilir; zira bu iki rükün inkâr edildiği zaman hiçbir anlayışa göre imanla alâkaları kalmayacak ve yalnızlaştırılacaklardır.

Evet, daha sonraki âyette de görüleceği gibi münafıklar, kesin bir kanaat sahibi olmadıkları ve daima şüphe ve tereddüt anaforunda savrulup durdukları hâlde, اٰمَنَّا بِاللّٰهِ وَبِالْيَوْمِ الْاٰخِرِ sözünü bütün din sahiplerini karşılarına almama üslubuyla söylemiş gibidirler. Ayrıca bu sözün altında hem Efendimiz’e (sallallâhu aleyhi ve sellem) hem de Kur’ân-ı Kerim’e karşı sinsi bir tavrın bulunduğu da açıktır. Evet, münafıklar bu sözleriyle, iman ettiklerini söyledikleri esaslar arasında Allah Resûlü’nü ve Kur’ân-ı Kerim’i kasten zikretmemişlerdir.

Burada münafıkların, tereddütlerini imaya delâlet edecek bir kelime seçip onunla kendilerini anlatmaları gerekirken اٰمَنَّا “Biz iman ettik.” diyerek mâzi sigasıyla anlatmalarına ve âdeta “Artık şimdi bize iman lazım değil.” şeklindeki üsluplarına karşılık Kur’ân-ı Kerim, وَمَا هُمْ بِمُؤْمِنِينَ ifadesiyle, onların ne geçmişte ne de şimdi iman etmiş olmadıklarını ve اٰمَنَّا بِاللّٰهِ وَبِالْيَوْمِ الْاٰخِرِ sözlerinin de hakiki iman için yeterli bulunmadığını bildirmektedir.

229