İçeriğe geç

Yukarıda da ifade edildiği gibi, fiil cümlesi yerine isim cümlesinin tercihi ve بِمُؤْمِنِينَ kelimesindeki nefyi te’kid eden بِ harf-i cerri, cümleye çepeçevre onları kuşatacak bir mânâ kazandırmıştır. Yani: وَمَا هُمْ بِمُؤْمِنِينَ “Hiç iman etmiş değillerdir.” âyeti hem dünlerini hem de bugünlerini gözler önüne sererek onların genel durumlarını resmetmektedir. Şöyle ki, onlar adına geçmişe doğru bir yolculuk yapılıverse, ulü’l-azm bir peygamber olan Hazreti Musa’ya (aleyhisselâm) da o devrin münafıklarının asla inanmadıkları görülecektir. Onlar, Hazreti Musa’nın vefatından sonra bir kabile dinine inanmış olma darlığı içinde onun dinine sahip çıkmışlar; fakat bu münafık gürûh, daha sonra Hazreti Mesih zuhur edince onu da inkâr etmişlerdir. Bu itibarla da münafıkların اٰمَنَّا demeleri aslında koca bir yalandan ibarettir. Zira onlar tarihin hiçbir döneminde hakiki olarak iman etmemişlerdi/etmeyeceklerdi de.

Ayrıca bunlar, اٰمَنَّا بِاللّٰهِ وَبِالْيَوْمِ الْاٰخِرِ şeklinde ifade ettikleri gibi sadece Allah’a ve ahiret gününe gerçekten iman etmiş olsalar da yine de bu, kâmil mânâda bir iman sayılmazdı; zira iman, bütün esaslarıyla bir bütündür ve ancak onu meydana getirecek rükünlerin varlığıyla gerçekleşebilir. Onun içindir ki, “Sadece Allah’a ve ahiret gününe inandım.” diyen bir insan hakiki mü’min sayılmaz.

225